Engin

It's Pop Rehberi

Okumaya Başlamadan...

It's Pop'a gelen makalelerde gördüğüm hatalar ve bunlara yaptığım yorumlardan yola çıkarak yarı karakter içi, yarı karakter dışı bir "makale yazma rehberi" hazırlamaya çalıştım. Bu yazı daha çok yazmayı gerçekten seven/isteyen, ancak bir takım yönerge ve ip uçlarına ihtiyacı olan yazarlarımız için hazırlandı. Eğer yazının boyutuna bakıp "uzunmuş, okumayayım" diyorsanız, tekrar düşünün. Zira okuduğundan fazlasını üreten bir yazar, kötü bir yazardır.

Başlamadan önce belirtmem gereken bir diğer husus da kimsenin tarzına müdahale gibi bir amacımın olmadığıdır. Yazdıkça kendi tarzınızı geliştirip, özgün eserler vermeye başlarsınız. Dolayısıyla bu yazı tecrübeli yazarlara hitap etmeyebilir. Eğer yazılarınızın büyük çoğunluğu hiç geri gönderilmeden onaylandıysa, bu kılavuzun size verebileceği çok fazla şey yok demektir.


1. Konular, konular, konular...

Bildiğiniz gibi dergide zaman zaman tavsiye niteliğinde bir sonraki hafta ele alınacak konuları veriyoruz. Ankara'daki "dosya konusu" uygulaması, bunun düzenli halidir. Yazmak isteyen, ama konu sıkıntısı çeken yazarlar olduğunu bildiğimden böyle bir uygulamaya gittim. Aklıma farklı konular geldiği sürece de uygulamaya devam edeceğiz.

Dosya konusu ilginizi çekmediyse ve hâlâ yazacak bir konu bulamıyorsanız sizi forumlara yönlendiriyorum. Yarım saatlik bir gezinti sonrası yazacak bir konu bulacağınızı garanti ediyorum. Zira forumda öyle mesajlar görüyorum ki; "Bunu foruma değil de dergiye yazsaymış, hemen alırdım" diye geçiriyorum içimden.

Son olarak şunu da eklemek istiyorum; aklınıza orijinal bir fikir gelmiyorsa yazmak zorunda değilsiniz. İnsanlar bu intibayı nereden ediniyor bilmiyorum ama bazen "zorlama" makalelerle karşılaşıyorum. Dosya konularında da aynı mesele var. Söz gelimi, dosya konusunu "el yapımı ürünler" olarak belirlemişiz; eğer mevzu hakkında aklınıza ilk anda gelen bir şey yoksa ancak yine de yazmaya çalışıyorsanız muhtemelen ortaya iyi bir yazı çıkmayacak. Sabredin. Aklınıza iyi bir konu gelene kadar bekleyin. İşlenmiş konuları tekrar tekrar yazmak fevkalade can sıkıcı bir durum. Konuyu geliştiremiyorsanız, anlatım tarzınızla fark yaratmaya çalışın. Onu da yapamıyorsanız o konu sizin için değildir, başka konular arayın.

Şimdi sizlere İstanbul editörü Tony Bryan'dan "Klişe Konular" isimli parçayı çalacağım:

Anne turu, hamilelik ve ebeveynlik, çocuklar, aşk, tantrik seks, sone, polislik ve suç, başarı ve başarı puanları, öğretmen-öğrenci ilişkileri, dünya turları, özel gün makaleleri vesaire. Bunları yazmayın demiyoruz, ancak gelen yazıların 'ının bu konularla alakalı olması da hoş bir durum değil. Tekrar belirtiyorum; konu hakkında daha önce yazılmış makalelere bir şey katamıyorsanız, yazınızın yayımlanma ihtimali çok çok düşük. (Olur ya, elimiz falan çarpar, yanlışlıkla yayımlarız☺)


2. Yazı türleri

Evvela şunu belirteyim; It's Pop'u bir "kısa hikayeler yayımı" olarak değil, bir dergi ya da gazete olarak tasavvur ediyorum. Dolayısıyla güncel mevzular birinci öncelikte olması gerekir. Tabii her daim yayımlanabilecek yazılar da olabilir; ancak bir şeylerin sürekli değiştiği Popmundo'da güncel haber bulmakta zorlanmayacağınızı düşünüyorum. Haber makalelerinin olmazsa olmazı ise yorumlardır. Olanı olduğu gibi vermekle yetinmeyip, kendi yorumunuzu katmalısınız. Neticede insanlar haberleri forumdan da takip edebiliyorlar. Derginin buna bir üstünlüğü olması lazım.

It's Pop kurallarında şu belirtilmiş: It's Pop, strateji rehberi üslubunda tavsiye veren yazıları yayımlamayacaktır. Yardım bölümü ve forumlar zaten bu iş için bulunmaktadır.

Hikayeler... En çok sıkıntı çektiğim tür bu. Hemen bir örnekle konuyu izah edeyim:

"Cumartesi günleri ofiste yalnız başına çalışmak ne kadar sıkıcı bir durumdur, bilir misiniz? Ben de böyle bir hâl içindeyken birden telefonum çaldı. Arayan, arkadaşım Ali Veli'ydi.

- Ali Veli: bla bla bla
- Ben: bla da bla, bla da bla
- Ali Veli: blablabla bla bla
- Ben: bla bla blabla
- Ali Veli: bla bla
- Ben: bla

Sıkıntıyla yerimden kalkıp bir neskafe yaptım. Balkona çıkıp sigaramı tellendirmeye başladım. Gözlerimi kısıp baktığım ufukta çığlıklar atarak uçan bir martı sürüsü gördüm. (...)"

Eğlendiniz mi? Eminim eğlenmediniz. Ama bence neskafe çok güzeldi, martılar da şairane dans ediyorlardı.

İşte mesele tam olarak bu. Bence güzel, ama insanlığın geriye kalanı için son derece sıradan. Günlüğünüze yazdığınız her şey başkalarının okuması için değildir. Dergide basılması içinse hiç değildir. Yazmaya başlamadan önce empati kurmalısınız. "Başka birinin ağzından böyle bir hikayeyi duysam ilginç gelir miydi?" diye düşünmelisiniz. Unutmayın, insanların çok büyük bir kısmı benmerkezci düşünür. Dolayısıyla yazınızın beğenilmesini istiyorsanız; özneniz birinci tekil değil, ikinci şahıslardan biri olmalıdır. (tamamen metaforik konuşuyorum, sakın "sen şöyle yaptın, sizin şöyle bebeğiniz var" gibi yazılar göndermeyin )

Açık konuşmam gerekirse hikayelerin hiç olmamasını ya da asgari düzeyde tutulmasını tercih ederim.

Başta beni böyle bir rehber yazmaya iten şeyse röportajlar oldu. Belki alışılagelmişlikten kaynaklanıyor ama röportajların çoğunluğunda önceden kalıp halinde hazırlanmış sorular ve bunlara verilmiş cevaplar görüyoruz. Bu bir yazılı sınav değil arkadaşlar, röportaj dinamik olmalı. Verilen cevaplar sorulan soruları etkilemeli, araya girilmeli, ayrıntılar çekilmeli, hal ve hareketler anlatılmalı... Size gönül rahatlığıyla Mesih Gezer'in Ankara 243. sayıda yayımlanan Jim Manku röportajını referans olarak gösterebilirim. Bu, Manku'yla yapılan beşinci röportajdı ama yine de yayımladım. Neden? Çünkü tarz olarak diğerlerinden çok farklıydı. Söylediğim gibi, aynı konuları işleyebilirsiniz; ancak tarzınız daha üstün olmalı. Röportaj yapmak istiyorsanız, önce bir okuyun. Röportajı özel mesajla ya da msn'le yapabilirsiniz. Konuşmaya daha yakın olması bakımından msn'i tercih ederim, gelen röportajların kalitesini ve tarzını önemli ölçüde etkiliyor.

Ayrıca röportajlar şöyle olmalı: "XXX ile YYY üzerine". Örneğin, "Defterdar John Doe ile Kent Ekonomisi Üzerine." Yani ortada bir bilirkişi, bir de bildiği mesele olmalı. Birini ya da bir grubu tanıtmak amaçlı röportajlar ancak insanların merak ettiği, ama haklarında az şey bildiği kişi ya da gruplarla yapılabilir. Son olarak; röportajı yapmadan önce editörünüze danışırsanız, alacağınız geri dönüşle ortaya daha okunur bir eser çıkarabilirsiniz.

3. Noktalama ve İmla 

İmla öğrenilir mi ya da bunun için bir rehber hazırlanabilir mi bilmiyorum. Yine de bu bölümde çok yapılan bazı imla yanlışlarını listeleyeceğim.

- Bağlaç olan "de" ve "ki" ayrı yazılır. Milyon kez söylendi. Basitçe bir kural; ancak çok yazıda uyulmadığını görüyorum. Sitesi bile var! (http://www.dahianlamindakideayriyazilir.com/)

- Noktalama işaretlerinden sonra (önce değil) birer boşluk bırakın. Buna da yazıların neredeyse yarısında uyulmuyor. İlginç...

- Noktalama işaretlerinin ne işe yaradıklarını tek tek yazmayacağım, şuradan bulabilirsiniz: http://www.dilimiz.com/dil/imlakilavuzu/TDK/KUR09.HTM

- Yazınızı paragraflara ayırmayı unutmayın. Makaleyi yazdığınız kelime işlemci ilk "enter"da satır atlıyor, dolayısıyla paragraf başı için iki kez "enter"a basın.

- Kimseden mükemmel imla beklemiyorum (ki benimki de mükemmel değil zaten); ancak biraz özen göstermenizi rica ediyorum. En azından gözümüze batmayacak kadar... "Kâğıt" yerine "kağıt" yazmanız çok da mühim değil örneğin.

- İzmir editörü Julio Carrozzo bir noktayı belirtti: Özellikle dilimize Arapça'dan geçen kelimelerdeki küçük yazım yanlışları büyük anlam farklılıkları yaratabiliyor. Çok bilinen, okullarda tarih hocalarının sık sık verdiği bir örnek, "İnkılâp" kelimesi. "İnkılâp", Arapça ters çevirmek, devirmek manasındaki "kalp" kelimesinden türemiştir. Bu bağlamda "devrim" manasına gelir. İnkilâp ise Türkçe'ye geçmiş bir kelime olmamasına karşın, Arapça köpek manasındaki "kelp" kelimesinden türetilir. Ne yapabiliriz? İmla kılavuzu kullanabiliriz örneğin. http://www.tdk.gov.tr adresinde güzel ve kullanışlı bir imla kılavuzu bulabilirsiniz. Üşeniyorsanız, yazılarınızı Office Word'de yazıp yazım denetçisini çalıştırabilirsiniz (hayır, Microsoft'tan para falan almadım) Elinizde yazım denetimi yapan bir kelime işlemci yoksa "Google Docs" da aynı işi görüyor. (Google da zırnık koklatmadı maalesef )

Son olarak Türkçe baş editörü Brice Myers'ten bir hatırlatma: Türkçe'de iki noktanın ".." şeklinde yanyana geldiği bir durum söz konusu değil. En iyi ihtimalle üst üste geliyorlar. 

4. Anlatım Tarzı ve Cümle Yapısı

Öncelikle cümlelerinizi makul uzunlukta tutmalısınız. Bir paragraf tek cümleden oluşmasın. Fikirlerinizi daha rahat anlatmak istiyorsanız kısa, keskin, net cümleler kurun. Burada "Ali gel" gibi bir kısalıktan bahsetmiyorum, 20~25 kelimeden daha kısa olması kâfi.

Özne yüklem uyumuna dikkat edin. Anlatım bozukluklarının büyük kısmı bu kurala riayet edilmemesinden kaynaklanıyor. Hızlıca ezberleyebileceğiniz üç kural var:

- Özne tekilse yüklem tekil - "Ali topu attı" ("Ali Bey topu attılar" cümlesinde saygı belirtmek için çoğul eki eklenmiştir, dolayısıyla kuralın dışında kalır)
- Özne insan ve çoğulsa yüklem çoğul - "Ali ve ailesi tiyatroya gittiler"
- Özne insan dışı varlıkların çoğulu ise yüklem tekil "Toplar geldi mi?"


Diğer anlatım bozukluğu kuralları için şurada bir ders notu buldum: http://www.aof.anadolu.edu.tr/kitap/IOLTP/2272/unite12.pdf
Ama anlatım bozukluğu olan cümleyi okuduğunuzda zaten garipliği hissedersiniz.

Son olarak: Kurmayın cümleleri devrik Hiç devrik cümle kullanmayın demiyorum, ayarında kullanın. Hisli yazı yazacağım derken bir devrik cümle yığını ortaya çıkarma riskiniz var.

Buradaki kurallar da her zamanki gibi esnektir. Neticede bir edebiyat dergisi çıkarmıyoruz. Gözü ve kulağı rahatsız etmesin yeter.

Kulağı demişken; yazdığınız makaleyi bir kez sesli okumanızı tavsiye ederim. Gerekli duraklamaları yaparak okuyun ve sesinizi dinleyin. Yanlışlarınızı büyük oranda fark edeceksiniz. Ben makaleleri değerlendirirken öyle yapıyorum. Denemeye değer.

5. Tarafsızlık

It's Pop'ta yayımlanan yazıların tarafsız olması gerektiği yalanını kim uydurdu, bilemiyorum. It's Pop'un tarafsız olduğu doğru (belki de çok taraflı demeliyim); ancak yazarların tarafsız olmaları gerekmez. Şahsi hakaret ya da iftira içermediği sürece her türlü eleştiri yapılabilir. Aksi bir tutum, düşünce özgürlüğünü kısıtlamak olurdu. Yani kaleminizi kimseden sakınmayın.

6. Kurallar

Yazınıza "Lütfen It's Pop kurallarını okuyun" diye not düşülmüş olabilir. Bu durumda "Özel mesaj gönder" butonuna basmadan önce yapmanız gereken ilk şey kuralları okumak olmalıdır. Yazı boyutunun yetersiz olması, oyun mekaniklerine değinilmesi, reklam yapılması gibi kural ihlallerinde bu notu düşüyorum. Diğer durumlarda yorumda bir izahat veririm muhakkak.

"Oyun mekanikleri" diye tabir ettiğimiz ifadelerin yazınızda kesinlikle yer almaması lazım. Yani yazdığınız makaleler tamamen karakterinizin ağzından olmalıdır. Popmundo dünyasını gözünüzde canlandırın ve öyle yazmaya başlayın. İlk tabu, "oyun" kelimesi. Popmundo oyuncular için bir oyun olabilir, ancak karakterler için hayatın ta kendisi. Dolayısıyla karakteriniz bir oyunun içinde olduğunun farkında olmayacaktır. Yani "Oyuna yeni başlayan" diye bir tabir kullanmaz, olsa olsa "Kariyerinde ilk adımlarını atan" ya da "İş dünyasıyla yeni tanışan" gibi sözler edebilir. Keza, VIP ve şirket lisansı. Bu da oyuncunun aldığı bir lisans olduğundan karakterler bilmeyecektir.

Şimdi kendinizi karakterinizin yerine koyun. Diyelim ki elektro gitar çalıyorsunuz. Tüm dersleri, kursları, kişisel çalışmaları tamamladığınızda "Elektro gitarda beş yıldız yaptım" der misiniz? Demezsiniz. Olsa olsa "Elektro gitarda usta oldum artık" dersiniz. Makaleler karakterlerin ağzından yazıldığından, yalnız oyuncunun görebildiği mekanik tabirler istemiyoruz. Gerçek dünyada insanların linki yoktur, sağlıklarını P gibi kesin rakamlarla ifade edemezsiniz.

It's Pop'ta oyun içi kavramlardan bahsederken kullandığımız yerleşmiş bazı tabirler var. Örneğin forumlar için "halka açık tartışma salonları" ya da "ilan panoları" diyoruz. Zombi gününde avcılara beyne susamış zombilerden şehri kurtardıkları için teşekkür ediyoruz. Halbuki olayın yalnızca sakatat toplama amaçlı olduğu herkesin malumu. Keza, oyun içindeki kitaplardan sanki gerçekten basılıymış gibi söz ediyoruz. 244. sayıda kitap tanıtımı konulu bir makale yarışması düzenledik. Kazanan makalelere bir bakmanızı tavsiye ederim.

Bunun yanı sıra aynı baskıda azami iki makaleniz yayımlanabilir ve bir hafta içinde en fazla iki baskıda makale yayımlayabilirsiniz.

Makalenizin gönderdiğiniz hafta yayımlanabilmesi için en geç pazartesi gecesine kadar elimize ulaşmış olması gerekir, bunun da önemle altını çiziyorum.

Aynı yazının birden fazla şehre gönderilmesi "spam" olarak değerlendirilmektedir. Yazınızı başka bir şehre göndermek istiyorsanız önce ilk gönderdiğinizi çekmelisiniz. Bu kural da zaman zaman ihlal ediliyor. Cezası var, benden söylemesi.

Son Söz

Eğer buraya kadar okuduysanız hakikaten azimli bir yazarsınız demektir, tebrik ederim. Yazılarınızı hevesle bekliyorum. "Okudum ama şurayı anlamadım" diyorsanız bana ulaşın, izah edeyim. "Bu kadar uğraşılır mı ya, alt tarafı bir başarı puanı istedik" diyorsanız gözüme görünmeyin . Edebiyat / gazetecilik bir tutku işidir. Bu işten zevk almıyorsanız hiç bulaşmayın. O dolma kalemleri de hak edenlere bırakın.

Kaleminize kuvvet.


Andy Flint
Ankara Editörü

4 Ocak 2009 Pazar
Tasarım: Kemal Sunal
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=